RSS

10 Ekim 2009 Cumartesi

Pc'min sonu :(

Bayramdan birkaç gün öncesi hiçbir sıkıntısı olmadan çalışan pc birden kapanıverdi ve gidiş o gidiş bir daha da geri dönmedi :((. Ne yazık ki kendisinin yapılan otopsilere rağmen ölüm nedeni hala belirlenemedi. Hani çok lazımdı ya beni terkedip gitmesi, gitti işte. Üstelik giderken resimlerim, dosyalarım, müziklerim ne varsa yanında götürdü. Hazır değildim hakkımı helal etmiyorum -hıh-. Bu arada bilgisayarsız kalmadım. Ama hiçbir pc kendiminkini tutmuyor tabi. Bir de o kadar eminim ki yapılacağına az sabrederim ne yapacaksam kendi bilgisayarımda yaparım diyorum.

Dün acı haber gelince hadi dedim. Madem çözüm yok bu laptopla yaşamaya alışayım. Birbirimize biran önce alışalım.

Bu arada pc bozuk ya 2 şal, bir battaniye bitirdim. Meğer elimden bişiler geliyormuş ama pc başında oturmaktan fırsatım olmuyormuş. Hayret valla hiç farketmemiştim. Sonra gittim halkeğitimin İğne oyası ve Kurdele nakışı kurslarına yazıldım. Ne zamandır hayalimdi çok şükür geçen hafta başlayabildim. Kurdele nakışına daha giriş yapmadık ama iğne oyası baya gözümü korkuttu. El becerisi olmayınca yaptığım zürefalar irili ufaklı oldu. Koca gün derste bir mendilin etrafını geçip kaya yapmayı öğrendim - öğrendim mi acaba :))- Ödev olarak da evde bir yemeninin kenarına zürafa yapacaktık. İşte kabusum o zaman başladı zaten. Mendil kolaymış meğer. Tülbent incecik olunca oya yerine bir sürü delikli, yamuk yumuk bir kenarım oldu. Tutulmuyor ki meret. Aaaaa afaganlar bastı valla. Üstelik ben yemeni oyalamak istemiyorum kiiii. Tüm istediğim harika panolar yapmak. Azimliyim öğreneceğim!!!

Upuzun bir post oldu. Ayrı kalınca birikmiş işte. Çok yazmadığım halde yazmayı bile özlemişim...


29 Ağustos 2009 Cumartesi

Sakin olmak zamanı...


Bu aralar evde herşey zor gidiyor. Kızlar zıvanadan çıkmış vaziyette. Hiç geçinemiyorlar. İki laflarından biri birbirlerine hakaret içeriyor. Doğru mu yapıyorum bilmiyorum ama mümkün olduğunca karışmamaya çalışıyorum. Aslında çoğunlukla sorun daima sessiz olmasına alıştığımız Cosiden kaynaklanıyor. Sanırım evde artık 2 ergen var. Ve birbirlerine katlanamıyorlar. Yanından geçen Mia'ya dokunsa kıyamet kopuyor. Şimdi bize derin derin nefes almak, hepberaber sabrımızın sınırlarını öğrenmek kaldı.

Bizim evde herşey çift dikiş yaşanıyor kızlar arasında bir yaş fark olduğu için. Bir ara Mia hiç durmadan konuşuyordu. Kabus gibiydi :) durmadan konuşup kimseye birşey söylettirmeyen bir Mia. Sonra oh bitti dedik arkasından hemen Cosi başladı. Tabi bu sefer tecrübeliydik o da bir sene sürdü :P

Şimdi yine bir dönemden geçiyoruz ve tabi büyüyorlar bu da geçecek. Sadece biraz uzun sürecek gibi bu birbirlerine olan tahammülsüzlükleri. Şimdi sakin olmaya çalışmak zamanıdır...





19 Temmuz 2009 Pazar

Vayyyy :)

Bugün kendimi aştığımı söyleyebilirim. Kızlara verilen beslenme çizelgesi doğrultusunda ilk defa barbunya pilaki ve erik kompostosu yaptım!!! Gülmeyin canım. Tabi ki ilk. Biliyorsunuz benim koca aşçı. Yemekleri ben yapmıyorum ki, en azından bunları yapmadım. E şimdi de annemin evinde oturduğumuz için yemek işi anneme bakıyor. Anlayacağınız babamız ve annem evde olmayınca iş başa düştü ve tataaaammm. Oldukça başarılı buldum kendimi :)

Bu arada tam 4 kilo verdim 67 oldum. Evde kimsenin olmamasının da buna yardımı çok oldu tabi. Mia' da 2.5 kilo verdi ve o da 68 oldu. Verdikçe mutlu oluyoruz tabi. Ama yapacak yemek konusunda pek başarılı değilim. Mutfak bana göre değil. Bu yüzden ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Fazla çeşit bulamıyorum. Ama artık bizim evde hergün pişen pilav veya makarnadan vazgeçtiğimizi gururla söyleyebilirim. Makarna sadece kızların çift idman yaptıkları günler karbonhidrat takviyesi için pişiyor.

Geçen haftalarda benim için kabak dolmasından öteye gidememiş kabakla zeytinyağlı kabak yemeğini keşfettim. Kızlar da sevince koca hafta sarımsaklı mis gibi kabak yedik. Tabi bu arada bir kaç başarısız patlıcan yemeği deneyimim de olmadı değil. Şimdi onlardan bahsetmesem daha iyi :) Neyse, aklınıza gelen basit ve mümkünse kalorisi düşük değişik yemekler varsa paylaşırsanız sevinirim. Herkese sevgiler....


18 Temmuz 2009 Cumartesi

Tatil...

Yalnızdım. 13 senedir ilk defa yalnızdım. Kızlar babalarıyla babaannelerinin yazlığına gittiler. Anneanne Çeşme'ye, Dayı Denizliye gitti. Kediler, kuş ve ben yalnız kaldık. 13 sene sonunda ilk defa. Değişikti , unutulmuştu yalnızlık. Ses yoktu evde mesela. Acıkan, canı sıkılan yoktu. Televizyon hiç açılmadı sonra. Ev dağılmadı. Annem hemen hergün aradı :) içine sinmedi bensiz gitmeleri. Bilgisayarın başındaydım çoğu zaman. İstediğim kadar kitap okudum. Evden hiç çıkmadım mesela. Alışveriş yapmadım. İş yapmadım. Sessiz ama sıcak çok sıcak bir tatildi. 3 gün sürdü. Ama upuzundu. Sonra yavaş yavaş anneanne ve baba dışında herkes döndü. Antremanlar başlayacaktı tatil kısa sürdü diye söylene söylene döndüler. Sonra bir haber geldi ki tatil 1 hafta daha uzamış. Kızlar yalvar yakar babaannelerinin yanına gitmek istediler. İlk defa tek başlarına tatile çıktılar. Bizsiz. Ne zaman büyüdüler? Tamam yol kısaydı, 1 saat 20 dakika ama olsun yalnızdılar sonuçta. Vardık diye aradıklarında sesleri cıvıl cıvıldı.  Bir kez daha başladı yalnız tatilim. 5 gün sürdü. Toparlandım biraz. Dinlendim. Sabrımı fulledim yokluklarında. İyi geldi. Arada gerekiyormuş demek böyle bir tatil. İnsanın kendini dinlendirebilmesi gerekiyormuş. Kızlar döndü ya koşuşturmaca yine başladı. "Ne yemek var? Ne yapıcaz? Sıkıldım. Mia yaptı. Cosi dedi. Kumanda benim. Anne vermiyooorrr. Anneee, anneee, anneeeee, anneee......"


10 Temmuz 2009 Cuma

Usulca...

 Yıllar geçip gitti, görüşmedik belki. Haberimiz bile yoktu nerede, neler yaptığımızdan. Aklımıza bile gelmedik belki de hiç birbirimizin.

Ama aileydik hep. Aynı sıraları paylaşmış çocuklardık bir zamanlar. Beraber güldük ,beraber ağladık zamanında...

Peki şimdi? Daha yolun yarısında çekip gitmek niye? Hayal kırıklığına uğrattın beni Gökhan. Çekip gittin ve o koca çınar ağacından bir yaprak düştü usulca...

Sırası mıydı herkesi yarı yolda bırakmanın? Mekanın cennet olsun arkadaşım....

19 Haziran 2009 Cuma

Saçma bir yazı

İçimdeki huzursuzluğu atamıyorum. Sadece huzursuzluğu değil negatifliği ,sevimsizliği... Bu hiç hoş değil biliyorum. Ama gitmiyor işte, çok yapmacık buluyorum bu aralar kendimi mesela. İnsan kendi kendine rol yapar mı? Yapıyorum sanırım. Yapıştı kaldı  bu mutsuzluk üzerime. Evin ya sabır çekileni, alttan almaya çalışılanı, herkesi terslemeye hazır olanı, öf pöf diyeni. Liste uzayıp gidiyor. Şımarık çocuk mu oldum ne? Herkesin dayanma sınırını mı ölçüyorum acaba? Herkesi bezdiriyorum biliyorum, peki kendimden bezmişliğimi ne yapmalıyım? Bu sefer gitmekliğim de gelmedi biliyorum. Başka bişi bu yaşadığım. Boğulma hissi bile değil. Peki ne peki? Bilmiyorum. Kordona iki adım uzaklıktayım. Yürüsem, deniz kenarına insem, denizi içime çeksem derin derin... Yok, otur öf pöf yap sağa sola. Hatta sakın evden çıkma hapsol iice, millete sar, kendine sar...
:( Ben ne istiyorum, ne yapıyorum biliyor muyum? Çok sıkıldım çoook azıcık nefes alabilmeyi istiyorum. Ondan da ümit yok. ÜMİT Y-O-K!!

06 Haziran 2009 Cumartesi

Kendini Saklama Çiçekleri

Biz ask bahcemizi kücük tuttuk
seninle
icinde güvensizlik agaclari,
küstüm otlari
kendini saklama cicekleri

Ozlem kirli bir kan gibi yüreklerimizi bogmasin
yalnizlik karanlik bir orman gibi
cökmesin icimize diye
biz ask bahcemizi kücük tuttuk seninle
Onümüzde dokunuslardan uzak,
Insafsiz ve cok uzun bir kis var diye
koca bir yaz kendini saklama ciceklerini
suladik durduk yalnizca

Biz ask bahcemizi kücük
cok kücük tuttuk seninle...


cezmi ersöz